SONSUZLUK ARAYIŞI-3

Selam sana değerli dostum,

Gönderdiğin mektubu aldım. Biliyorsun, arkadaşlığından bir an olsun şüphe etmedim. Ve ben bunu hislerimle anladığım için bana hesap sorarak yönelttiğin soruları cevaplayabilirim.

Bundan iki ay kadar önce, Kıbrıs' ta Girne Kalesinden aşağıya doğru kıvrılarak inen arnavut taşlı yolda yürürken, aslında ne ile karşılaşacağımı bilmiyordum. İnsanlar eğlence yerlerine gidiyor ve dönüyor, yanlarından geçerken, insanların yüzlerinde sanki bu dünyada yalnız ben varım havasıyla mutlu, keyifli bir ifade...

Bende sevgili dostum, tatil için gittiğim Kıbrıs' ta balık restorantlarının önünden geçerken, bir yandan limanda demirlemiş yatlara,takalara,teknelere bakıp;bir yandan da rakı,ızgarada pişirilmiş balık kokusu ve mis gibi deniz kokusunun sanki damağa doyumsuz bir tat bırakan çok sevdiğim sebze çorbası lezzetinde tatilimin keyfini çıkartmaya çalışıyor ve nereye gitsem diye düşünüyordum.

Hemen iskelenin önünde kordonu anımsatan yolda yürürken cafe Harbour' un önüne gelince çılgınca bir ses duydum. Bu ses beni çağırıyordu sevgili dostum. Bu ses aslında sonsuzluğa doğru yol almaya başlayacağım anın başlangıcıydı. Bu ses tekrar beni evirip çevirip yeni baştan dünyaya gönderen sesti. Bunu hissettim değerli dostum.

Yok dur. Yine başlayacaksın. Aman yapma dur. Kariyerin var, itibarın var. Şu var, bu var. Yapma dur.

İnsanlar ben konuşmaya başladığımda bilgime ve öngörüme hürmet ediyor ya sevgili dostum, ama aslında beni ben yapan ve benim en saygı duyduğum yerim olan yüreğimi bilmezler. Oysa benim bildiklerimi herkes öğrenebilir, ama bu kalp yalnızca bana ait sevgili dostum.

Şimdi bana ne yapacaksın diye soruyorsun. İşte ben kör bir mağaranın önündeyim. Ardını görmüyorum. Ama bu ses beni kendine çekiyor. Ne mi yapacağım?

Bende şimdilik bunun cevabını bilmiyorum...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !