BIR KOMUTANIN ANATOMISI(MEKTUP)

Canımdan çok sevdiğim komutanım,

Adresinizi bulmak çok zor oldu. Takım çavuşumuz Konyalı Ali ile İstanbul' da şans eseri karşılaşmamız maalesef kötü haberi almama vesile oldu. Ve bize yaptıklarınızdan dolayı bu mektubu yazmayı kendime görev saydım.

Hiç unutamadığım bir olayı anlatmak istiyorum size. Size söylemek, sarılmak, işte adam bu diye haykırmak istiyordum. Ama biliyordum ki, siz hoşlanmazsınız böyle şeylerden. Hatta o kara gözlerinizi gözlerimin ta içine diker hiç konuşmadan kızardınız bana, biliyordum. O yüzden  anlatmak ve sorumu sormak şimdiye nasipmiş.

Yaklaşık sekiz ay aradan sonra yıllık izninizden, birazda amirlerinizin zoruyla on gün memleketinize gitmeniz için gönderilmiştiniz. İzninizin daha dördüncü günü dolmadan büyük operasyonun haberini almış ve izninizi yarıda kesip dönmüştünüz. Sanki yeminliydiniz askerinizi hiç bir zaman yalnız bırakmamaya...

Hemen silahınızı, teçhizatınızı kuşanıp takımınızın başında sanki "yiğit lidersiz olmaz" der gibi hazır bulunmuştunuz. Bingöl dağlarında onbeş gün sürecek çetin operasyon başlamıştı. Allah' ım o günlerin zorluğu, çetinliği, havanın soğukluğu, arazinin sertliği hatırladıkça bedenime hemen şu an bir ürperme, baldırlarıma, omuzlarıma bir ağırlık çökmesine neden oluyor.

Komutanım Kor Tepe' nin altına doğru kıvrılan sık ağaçlıklı dere yatağında arama-tarama faaliyeti yapıyorduk. Her taşın altına bakıyor, parmak uçlarımız da yürüyor ve sürekli arkadaşlarımızla göz temasını kaybetmemeye çalışıyorduk. İşte tam o esnada hala aklımın,hafısalamın almadığı olay zühur etti. Bir anda takımımızın başında sağ elinizi havaya kaldırıp yumruğunuzu sıkmanız bize durun demeniz anlamına geliyordu. Sessizce kafanızı bir sağa bir sola çevirip bir kaç saniye araziyi gözetleyip dinledikten sonra adeta bir aslanın kükremesi gibi YAT diye bağırıp bizi ikaz etmeniz, hemen hemen bütün arkadaşlarımızın hayatlarının kurtulmasına, analarının babalarının yanlarına sağ salim dönmelerini sağladınız. Adeta fırtına ile karışık yağan yağmur gibi üzerimize sağanak şeklinde yağan mermiler bana cehennemin sürekli anlatılan resmini zihnimde görmeme sebep oldu.

Komutanım, sizinle şimdi burada anlatamayacağım kadar çok olay yaşadık. Ama bunu çok merak ediyorum. Nasıl anladınız?

Komutanım, size bir sırrımızı verebilirmiyim? Affınıza sığınıyorum. Herkes sizin hiç kimseye aşık olmadığınızı, bu taraklarda bezinizin olmadığını konuşup dururdu. Anlarsınız ya komutanım mehmetçik. Boş vakitlerinde işte böyle dedikodu yapar. Ama itiraf etmeliyim ki, ben sizin ara ara koynunuzdan bir fotoğraf çıkartıp derin derin üç beş saniye baktıktan sonra geri koynunuza fotoğrafı koyduğunuza şahit oldum. Hep merak ettim, kim bu kız diye? Kim bu kadın ki dağ gibi adamı  kışın kar kaplayan yüce dağların baharda yavaş yavaş sessiz sedasız erittiği gibi eritiyor? Kim acaba bu şanslı ki canınızdan çok sevdiğiniz vatanınızın yanında bir gül gibi yüzünüzün gülücükle açmasını sağlıyor?

Herkes der ki asker acıkmaz. Ama ben bilirim nasıl kurumuş ekmeği kemirdiğimizi?

Herkes der ki asker üşümez. Soğuktan postallarımızı çıkartıp ayaklarımızı avuçlarımızın arasına alıp nasıl birbirimizi ısıtmaya çalıştığımızı, ben gayet iyi bilirim.

Komutanımi kim demiş ki asker aşık olmaz diye? Ben bilirim komutanım. Asker sever, hemde adam gibi aşık olur. Ben bilirim komutanım,gördüm. Hemde kendi gözlerimle gördüm. Adamakıllı nasıl aşık olunacağını...

Komutanım duydum. Allah' ım o korkunç olayı duydum. Canınızdan fazla, şu fani dünyada sevdiğiniz tek kadına ulaşamadan, aynı yastıkta başlarınızı yan yana koyamadan, doya doya birbirinize sarılamadan aciz bir trafik kazasında kaybettiğinizi duydum. Allah rahmet eylesin...

Biliyorsunuz komutanım benim yazmam pek iyi değildir. Size tavsiye vermekte haddime değildir.

Ama kahramanlar en acımasız doğa yasalarına karşı başını dik tutup, adımını atabildiği için kahramandır. Benim bu hayatta gördüğüm, duyduğum tek kahraman sizsiniz. Hatırlıyormusunuz Murat Nehri'ni seyrettiğimiz Koz Dağları' nın eteğinde, Mustafa en büyük hayalim, bu mezalimin bu acımasızlığın yapıldıldığı topraklarda, şu dağlarda, bu nehirde şu vadide turistlik gezilerin yapıldığını, kayak yapıldığını, piknik yapıldığını ve bunların hepsinin üzerine geçmişin acısını tamamen unutup geleceğe baktığımızI görmek, demiştiniz. Hadi komutanım kaldırın sırtınızı yerden. Bu vatan hizmet bekler sizden.

Sağlıcakla kalın. Haberciniz Köse Mustafa...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !